Borç Yönetimi: Kişisel Mali Krizle Nasıl Baş Ettim?

2024 yılıydı. Bir gece oturdum.
Elimde bir kalem, önümde bir defter vardı.

O gece hayatımın en pahalı hesabını yaptım.

Sakinleştim ve tek bir şeye karar verdim:
Kaçmayı bırakıp borçlarımla yüzleşecektim.

Kalem kalem yazdım.
Taksit taksit… kredi kredi… kredi kartları, KMH, asgari ödemeler, faizler…

Rakam yavaş yavaş ortaya çıktı.

1.2 milyon TL borç.
Karşısında maaşım: yaklaşık 40.000 TL maaş.

Uzun süre sadece o sayıya baktım.

O an içimde bir şey kırıldı…
Ama aynı anda başka bir şey de uyandı.

“Bu iş böyle yürümez.”

Peki ben bu hale nasıl gelmiştim?


Kendimle Yüzleşme

Müsrif biri değildim.
Lüks arabalarım yoktu. Pahalı tatillere gitmiyordum.

Ama daha kötü bir problemim vardı:

Paramın nereye gittiğini bilmiyordum.

Her şey kredi kartındaydı.
Kart dolunca asgari ödüyordum.
Yetmezse KMH çekiyordum.
O da yetmezse kredi…

Krediyi ödeyemeyince yeni kredi.

Ben fark etmeden bir şeyin içine düşmüştüm:

Faiz sarmalı.

Asgari ödeyip kurtulduğumu sanıyordum.
Ama aslında sadece zamanı satın alıyordum.
Faizin faizini ödediğimi bile bilmiyordum.


Önceliklerim Yoktu

Eşim ve çocuklarım bana Allah’ın emanetiydi.
Onlar benim birinci önceliğim olmalıydı.

Ama öyle olmadı.

Bir aile büyüğüm, bir akrabam ya da bir arkadaşım
“Paraya ihtiyacım var” dediğinde…

Hiç düşünmeden kredi çekip gönderiyordum.

“Hayır” diyemiyordum.

Üstelik onlar benim durumumu bildiği halde,
benim ailemin durumunu hiç düşünmüyordu.

Ben de kendiminkini düşünmüyordum.

Bugün geriye dönüp baktığımda şunu net görüyorum:

Aslında para göndermiyordum.
Kendi geleceğimi parça parça dağıtıyordum.


Küçük Ama Sürekli Kayıplar

Bir ihtiyacım olduğunda araştırmıyordum.

“En ucuzu nerede?” diye sormuyordum.
“Ne fark eder?” diyordum.

Çok fark ediyormuş.

Meğer her harcamada %20-30 fazla ödeyerek yaşıyormuşum.


Uyanış

Bu böyle gitmedi.

Bir noktada, 3 ayda bir yapılandırdığım kredilerin
aylık taksitlerini bile ödeyemez hale geldim.

İlk kez gerçekten çaresiz kaldım.

Dönüp ailemden yardım istedim.

Sırtlarını döndüler.

Beni bu hale getiren süreçte defalarca para isteyen insanlar…
Benim ailemin rızkından pay alan insanlar…

Artık bana yardım etmiyordu.

Ama hâlâ para bekliyorlardı.

Göndermeyince de baskı yapıyorlardı.

İşte o an gerçekten uyandım.

Kendi kendime şunu söyledim:

“Bu insanlar senin iyiliğini istemiyor.
Sen onlar için sadece bir ATM’sin.”

Çok acıydı.

Ama gerçekti.

Ve kabul etmek zorundaydım.


İlk Aksiyon

İlk yaptığım şey şu oldu:

10 yıldır çalıştığım İşyerinden ayrılma talebimi verdim.

“Geçinemiyorum.
Ya beni tazminatımla çıkarın ya da bir yol gösterin.”

Sonuç alamadım.

Ama bu sefer pes etmedim.

Aynı anda iki şey yapmaya başladım:

  • Yeni bir iş aramak
  • Yeni bir yetenek kazanmak

İlk Işık

Eğitim aldım.
Yeni bir beceri kazandım.

İş yerinde daha fazla sorumluluk aldım.

Bu da maaşıma yansıdı.

Bir kez zam aldım.

Sonra bir daha.

3 ay içinde maaşım yaklaşık %90 arttı.

40.000 TL → 75.000 TL

İlk artış geldiğinde hesabıma baktım…
Uzun süre ekrana bakakaldım.

İlk kez nefes alabildiğimi hissettim.

Yetiyor muydu?

Hayır.

1.2 milyon TL borcum hâlâ oradaydı.

Ama ilk kez rüzgâra karşı bir adım atmıştım.


Kapanış

Bu süreçte sadece finansal değil,
hayatımı sorgulamama neden olan başka şeyler de yaşadım.

Eşimin yaşadığı sağlık problemi…
Hayatın ne kadar kırılgan olduğunu yüzüme vurdu.

Zordu.

Gerçekten çok zordu.

Ama dibi gördükten sonra ayağa kalkmaya çalışmak…

İşte o, insana bambaşka bir şey öğretiyor.

Borç hâlâ duruyor.
Ama artık ben aynı kişi değilim.

Bu, yolculuğun ikinci notu.

Henüz özgür değilim.
Henüz bitmedi.

Ama artık nerede olduğumu biliyorum.
Ve nereye gitmem gerektiğini de…

Sırada ne var?

  • Borçları yapılandırmak
  • Öncelikleri netleştirmek
  • Ve en önemlisi: “hayır” demeyi öğrenmek

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

İktisat Sırları


Okuyucuya Soru

Siz hiç iyi niyetiniz yüzünden kaybettiniz mi?
Ya da en zor anınızda yalnız bırakıldınız mı?

Yorum bırakın